Değerli Metallerdeki Yükseliş Otomotiv Piyasasını Nasıl Etkiliyor?
Son dönemde altın, gümüş ve platin gibi değerli metallerdeki hızlı fiyat artışı, otomotiv sektörünü hem üretim maliyetleri hem de tüketici davranışları açısından etkiliyor. Özellikle platin ve paladyum gibi emisyon sistemlerinde kullanılan metaller ile elektrikli araç üretiminde kritik rol oynayan bakır ve gümüşteki artış, üretim maliyetlerini doğrudan yukarı çekiyor. Avrupa’da sıkılaşan emisyon kuralları ve elektrikli araç dönüşümü de üreticileri daha maliyetli teknolojilere yönlendiriyor.

Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan arabam.com CEO’su Önder Oğuzhan, değerli metallerdeki artışın sektöre yansımalarını şöyle aktarıyor: “Üretimde kullanılan metallerdeki fiyat artışı, maliyet tarafında ciddi bir baskı oluşturuyor. Özellikle ithalata bağımlı pazarlarda bu etki daha hızlı hissediliyor. Küresel ölçekte yaşanabilecek arz sorunları da tabloyu daha hassas hale getirebilir. Bu nedenle otomotiv sektörü açısından sürdürülebilir bir tedarik yapısı oldukça önemli.”
Ancak etki yalnızca üretimle sınırlı değil. Oğuzhan’a göre, değerli metallerdeki yükseliş yatırım tercihlerini de değiştiriyor: “Son dönemde nakdin daha çok altın ve gümüşe yöneldiğini görüyoruz. Özellikle acil ihtiyaçtan ziyade yatırım amacıyla araç almayı düşünen kesim, fiyat artışı beklentisiyle değerli metalleri tercih edebiliyor. Bu da ikinci el piyasasında genel hareketliliği sınırlayabiliyor. Yüksek kredi faizleri ve artan maliyetler de piyasadaki temkinli havayı güçlendiriyor. Finansman kullanımının azaldığı, alım-satımların daha çok nakit üzerinden gerçekleştiği bir dönemden geçiyoruz. Mevcut koşullarda hareketliliğin daha çok ulaşılabilir araçlara olduğunu görüyoruz, lüks segment araçlara ilgi görece daha sınırlı. Yeni yatırım yapmak isteyenlerin nakitlerini alternatif varlıklara kaydırması, ikinci el pazarındaki genel canlılığı baskılayabiliyor ve fiyat artışlarını sınırlayabiliyor.”
2026’ya ilişkin beklentileri de paylaşan Oğuzhan, ikinci el pazarının tamamen durgunlaşmadığını ancak daha seçici bir talep yapısının oluştuğunu vurgulayarak “2026’nın ilk yarısı 2025’e benzer seyredecektir. Yılın devamında küresel gelişmeler ve ekonomik göstergeler daha belirleyici olacak. Fiyat hassasiyetinin arttığı dönemlerde kullanıcılar daha temkinli hareket ediyor ve ihtiyaç odaklı alımlara yöneliyor. Bu noktada özellikle ekonomik segment ve kompakt SUV modellerin hem sıfır hem de ikinci elde talep görmeye devam edeceğini öngörüyoruz. Piyasanın tekrar güçlü bir ivme kazanabilmesi için ise kredi faizlerinde dengelenme ve yatırım ortamında daha istikrarlı bir görünüm önemli olacaktır.” açıklamalarında bulundu.

